Hayatımın son yıllarını yoğun bir şekilde düşünerek geçirdim. İnsanları dinleyerek. Hayat görüşlerini ve hayata bakış açılarını anlamaya çalışarak. Kimi deneyimleri yaşayarak tecrübe ettim, kimilerini de yaşanmışlardan feyiz alarak edinmeye çalıştım ki bu başlı başına bir tartışma konusu olabilir. Bunlardan kimi önemli kimi önemsizdi görünüşte. Ancak hepsi bir bütünü oluşturdukları için son derece önemli benim için. Edindiğim izlenimlerden bir tanesi hafta sonu tatillerinin insanların bir önceki haftalarının gölgesinde geçtiğiydi. Bütün haftanın yorgunluğunu çıkardıkları o gün andığımız gibi haftanın son günü değil. Pazar günü haftanın ilk günüdür aslında. Bunu sanırım ilk keşfeden ben değilim tabii ki. (http://doli-incapax.blogspot.com/2005/03/haftann-ilk-gn-aslnda-pazarm.html) Ancak farklı bir noktadan baktığım kesin. Eğer “Pazar” günü haftanın ilk günü ise bizim de ona o şekilde davranmamız gerekir. Yaşadığımız ve artık geri alamayacağımız bir zaman diliminin yorgunluklarını, bıkkınlıklarını ve sıkıntılarını ona yüklemek yerine, daha yaşamadığımız ve tamamen bizimle şekillenecek bir haftaya güzel bir girişe çevirebiliriz “Pazar” gününü. Ne kadar güzelleştirirsek haftanın ilk gününü o kadar verimli bir hafta yaşayabiliriz. Tabii ki bu “verim” kısmından ne anlayacağınız ne yapmak istediğinize ya da ne yaptığınıza bağlı. Sistemi red de etseniz kabul de etseniz, içinde yaşadığınız sürece hareketlerinizde belirleyici olacak olan yine sistemin ta kendisidir. Bu sebeple Her şeyi kenara itin ve tüm düşüncelerinizi güzel bir “Pazar” geçirmeye ayırın. Belki güzel bir kahvaltı, belki uzun bir yürüyüş. Sıcak bir uyku ya da güneş doğarken Akdeniz'e sallayacağınız olta size keyif verecektir bilinmez. Tek bildiğim pazartesi günü yüzünüzde bir tebessüm, cumartesi günü ise kalbinizde bir heyecan olacağıdır.
Spastik!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder